ARŞİV
PİYASALAR
DOLAR
3,4910
EURO
4,1702
IMKB
0.00
ALTIN
145,528
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
LİNK BANKASI
GAZETELER

HAVA DURUMU
Ankara9/24 ºC
İstanbul16/22 ºC
İzmir12/24 ºC
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'Dünyada Rakipsiz Olan Bir Ülkeyiz'
07 Ekim 2016 / 10:05
Yeni Haber Gazetesi olarak, Türkiye Ağaç İşleri Federasyonu Başkanı Ali Rıza Ercan'ı ziyaret ettik.

Ali Rıza Ercan: 'Dünyada Rakipsiz Olan Bir Ülkeyiz'

Yeni Haber Gazetesi  olarak, Türkiye Ağaç İşleri Federasyonu Başkanı Ali Rıza Ercan'ı ziyaret ettik. Ercan, el imalatı oymada rakipsiz olduklarını belirterek "Oymanın daha önde tutulduğu hand-make dediğimiz el imalatı mobilyayı değerlendirirsek dünyada rakipsiz olan bir ülkeyiz." ifadelerini kullandı.

Yeni Haber Gazetesi olarak, Türkiye Ağaç İşleri Federasyonu Başkanı Ali Rıza Ercan'ı ziyaret ettik. Ercan, el imalatı oymada rakipsiz olduklarını belirterek "oymanın daha önde tutulduğu hand-make dediğimiz el imalatı mobilyayı değerlendirirsek dünyada rakipsiz olan bir ülkeyiz." ifadelerini kullandı.   İşte Ali Rıza Ercan'a sorularımız ve aldığımız yanıtlar: 

Biraz kendinizden bahseder misiniz? 1 Nisan 1952’de Çubuk, Tahtayazı Köyü’nde doğdum. İlk, orta, lise ve yüksekokul öğrenimimi Ankara’da tamamladım. 1974 yılında Talim Terbiye Kurulu’nda memur olarak işe başladım. Üniversite dönemi boyunca memurluk yaptıktan sonra, 1976 yılında Siteler’de ağabeyimle birlikte kendi iş yerim olan Ercanlar Mobilya’yı kurdum. 1988 yılında Ankara Mobilyacılar ve Lakeciler Odası Başkanlığı görevine başladım. 1993 yılında Türkiye ağaç İşleri Federasyonu Genel Başkanlığı’na seçildim. 1996 yılında Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odası Genel Başkanlığı’na geldim. 2005 yılında ise içeriden ihanete uğrayarak oradan istifa ettim.   - Yaptığınız işlerden biraz bahseder misiniz? Türkiye’deki ağaç sektörüyle ilgilenen tüm arkadaşlarımıza hizmet ediyoruz. Bunun yanı sıra federasyonumuzun içinde olan yapı sanatlarıyla ilgili inşaat sanatkarlarının tüm kesimlerindeki arkadaşlarımızın sorunlarına çözüm buluyoruz. Onların eğitim seviyelerini geliştirmeye çalışıyoruz. 

  - Her şeyin hazır yapılması mobilya sektöründeki esnafımızı etkiledi mi?
Tabii ki etkiliyor. Ben kendi dükkanımı açtıktan sonra mobilya sektörüne atıldım fakat üniversiteden önceki dönemlerde yaz tatillerini Siteler’de geçirmem dolayı, mobilya sektöründeki tecrübem yaklaşık 40 yıl. Bu süre içerisinde bazı şeylere farklı boyutlardan baktığımız zaman kendi durumumuzu çıplak gözle görebiliyoruz. Mobilya, gelişmesi ve ihracat şansı en yüksek olan sektörlerden bir tanesi. Ancak rekabet edebileceğimiz ülkelere bakarken 3. Dünya ve gelişmiş ülkelerin değerlendirmelerini de bir arada yapmak zorundayız. Bizim kullandığımız teknoloji daha çok gelişmiş batı ülkelerinden aldığımız teknoloji. Onların çok daha önce kullanmaya başladığı teknoloji ile yapılan hazır mobilyalar ile bizim rekabet edebilme şansımız çok düşük. Ancak oymanın daha önde tutulduğu hand-make dediğimiz el imalatı mobilyayı değerlendirirsek dünyada rakipsiz olan bir ülkeyiz. Ancak beklentilerimiz yeterince karşılanmadığından dolayı sektör olarak sıkıntıya düşüyoruz.   - Dünyaya açılmış bir sektör olarak hala neden esnaf zor durumda ve ihracat az? Türkiye mobilya açısından bakir bir ülke. Dünya açısından bakacak olursak ‘’Biz neden başka ülkelerle yarışamıyoruz?’’ sorusunu kendi kendimize sormamız gerekiyor. Ancak devletler arası hukuka ve ticaret anlaşmasına bağlı hareket etmek zorundasınız. Bizim sektör en güzel günlerini rahmetli Özal zamanında yaşadı çünkü sektöre bakış açışı son derece pozitif ve güzeldi. O zamanlar Orta Doğu’ya ihracat furyası başlatıldı ancak, insanımızın o alanda yalnız bırakılmasından kaynaklı olarak ihracat ve ithalatta birçok sorunlar yaşadık. İhracatçı ihracat yaparken devlet desteğini yanında görmesi gerekiyor. Devletin destek olmasının yanı sıra bir sürü argümanlar ortaya çıkarıyor. Aynı zamanda ihracat bir kültür, estetik, dizayn, kalite meselesi. Mobilya sektöründe çalışan kardeşlerimizin büyük bir bölümü bu bilince erişmiş insanlar değil. Babadan kalma usullerle ihracat yaparsanız karşınıza bir sürü sorunlar çıkar. Irak’ta, Erbil’de yaşanan sorunları göz önünde bulundurursak; orada iş yapan arkadaşlarımız birçok problemle uğraşıyor. Devletimizin desteği yok. Öte yandan ürünümüzü gönderdiğimiz ülkeye vize probleminden dolayı kendimiz gidemiyoruz. İthalat rejimi ile ihracat rejiminin revize edilmesi için çok uğraştık fakat istediğimiz sonuca ulaşamadık.      - Devlet desteğinin olmadığını belirttiniz. Bunun sebebi ne sizce? Ben AK Parti Hükümetinin getirdiği ekonomik politikaların, 57. Hükümet Kemal Derviş döneminde getirilen politikalardan farklı olmadığı kanaatindeyim. İlk 5 yılda Kemal Derviş’in koymuş olduğu ekonomik parametrelere sıkı sıkıya uyulduğu için ülkemiz belli bir atılımı gerçekleştiremiyor. Son 10 yıl öncesine ve sonrasına baktığımız zaman bizim işimizde negatif gelişimler söz konusu. Türkiye’nin markalaşmış ve ekonomiye yön veren firmalarına bakarsanız; bunun Türk insanın yapısıyla alakalı olmadığını çözümlemek mümkün. Rahmetli Mustafa Koç’un yönetim kurulunda olduğu Koç Holding’e bakarsanız; bir aile şirketinin kopmadan yürüdüğünü görmüş olursunuz. Aynı şekilde Sabancı aile kuruluşunun kopmadan devam ettiğini görürsünüz. Fakat sektördeki çoğu insan babasının yanında yetişip daha sonra kendi işini kurmaya kalkıyor. Aile şirketlerinin olumlu örneklerine rağmen arkadaşlarımızın parçalanma ve özgür olma çabasından dolayı kolektif çalışma bizde yürümüyor. Bundan dolayı dayanışma yok, sermaye bölünüyor, iş gücü verimliliği düşük. Daha sonra küçülmeye gidiliyor ve yok olunuyor. Mobilya sektöründe ham maddeden kaynaklanan sorunlar, döviz kurlarının hareketliliğinden dolayı maliyet artışları, maliyet hesaplanmasının iyi yapılmamasından kaynaklanan sıkıntılar, işletme giderlerinin asgari seviyeye çekilmemesinden kaynaklanan sıkıntılar gibi unsurları bünyemizde barındırıyoruz. En önemlisi ürettiğimiz ürünün tasarlanması bizde maalesef çok zayıf. Pazarlamayı kendi işyerimize gelen müşteriye göre şekillendirmeye çalışıyoruz. Müşteriye sunum yapma pazarlama ağı gücüne sahip değiliz. Ar-Ge çalışmalarımızda devletten bize yeterli destek gelmediği için kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyoruz. AVM kültürünü geliştirdiler. Gelişmiş ülkelerdeki bu kültürleri bizdeki kültür anormal derecede zıt. AVM lerin şehrin dışında olması gerekirken hepsi şehrin göbeğinde. Kısacası dertlerimiz çok fazla.    - Geçtiğimiz yıl iki kere sandığa gidilmesi sizi ne kadar etkiledi? Eskiden seçim öncesi verilen vaatlerle piyasa korku yaşardı. Tek başına iktidar olan hükümetin karşısındaki siyasi partilerin istenilen seviyede muhalefet oluşturamamasından kaynaklı olarak bir ortam oluşuyor. Son dönemde enteresan bir seçim sonucu çıktı ortaya. Vatandaşımız ‘’Yine istikrardan yanayız , tavrımız belli fakat hükümette beğenmediğimiz bazı unsurlar var. Biz hükümeti biraz dizginleyeceğiz, siz de ona göre kendinize çeki düzen verin. Hükümetin yanlış yaptıklarını ortaya koyun’’ demiş olmasına rağmen, tartışma ve birbirleri ile uğraşmayla vatandaşı bıktırdılar. 7 Haziran seçimlerini içine sindiremeyen Ak Parti, zaten tekrar seçim olması adına planlı ve programlı hareket etti. MHP ve HDP’nin kaybettikleri milletvekilleri AK Parti’ye gitti. Şuan her ne kadar anayasayı değiştirecek bir sayısal çoğunluğa ulaşamasalar da tek başına bir iktidar yerine geldi. Bu da 2015 yılının bizim açımızdan kaybedilen bir yıl olması demektir. Ben 2016 yılını da kayıp yıl olarak görüyorum. Kişisel görüşüm; 2016 yılının sonbaharına doğru seçim olur diye tahmin ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı kendi değişimini ortaya koydu zaten ve şuanda da görülüyor ki bir başkan gibi hareket ederek, gerekli davranış biçimini sergiliyor. Anayasa görüşmeleriyle ilgili sanıyorum bir kilitlenme olacak. Bu kilitlenme sonucu yeni bir seçime gidilir ve yine şahsi görüşüm Milliyetçi Hareket Partisi mevcut görüntüde baraj altında kalır. Zaten Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki olaylara bakarsak şuanda HDP diye bir parti yok. HDP bağımsız olarak belki seçimlere girip, grup kurabilecek bir sayı elde edebilir. Görünen tabloya göre CHP tarafında da yukarıya doğru bir çıkış görünmüyor. Dolayısıyla AK Parti anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edecek bir yol izleyecektir diye düşünüyorum. Doğudaki olaylar tabii ki bizi de fazlasıyla etkiliyor. Ürün gönderemiyoruz, kamyoncu gitmiyor. Ancak bu durumun ortadan kalkması bizi rahatlatacak. Alacağımızı alamıyoruz. Kimse borcunu ödeyecek durumda değil. ‘’Görmüyor musun? Dükkanımızı açamıyoruz, biz de kazanamıyoruz’’ yanıtlarını alıyoruz.   - Hedefleriniz nelerdir? Başkan olarak hedefim; Türkiye Ağaç İşleri Federasyonu Odalarımızın önce yöneticilerinin, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, gelişmiş ülkelerde neler yapıldığını özümseyecek bir formasyona gelmelerini sağlamak. Daha sonra onlarla birlikte hizmet ettiğimiz üyelerimizin bilgi birikimlerini artırmak. Dünya ülkeleriyle yarışabilecek pozisyona gelecek duruma erişmeleri için eğitimler vermek. Bunun içinde uzunca süredir mücadele ettiğimiz ve oldukça yol aldığımız hizmet içi eğitim seminerlerimizde , gerek bölge toplantılarımızda, gerek yurtdışı fuar ziyaretlerimizde yurtdışında nelerin yapıldığını göstererek vizyonlarının gelişmesine katkı sağlamak ve esnafımızın da mutluluk ve huzur içerisinde, zarar etmeyeceği bir ortama gelmesini sağlamak. Ham hayal değil ama hayalin peşinde koşuyoruz. Şu anda yaşam biçimimiz makineye bağlı seviyeye gelmiş durumda.     

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
POSTA LİSTESİ