ARŞİV
PİYASALAR
DOLAR
3,7918
EURO
4,6408
IMKB
0.00
ALTIN
162,263
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
LİNK BANKASI
GAZETELER

HAVA DURUMU
Ankara-2/6 ºC
İstanbul2/4 ºC
İzmir-3/10 ºC
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cafer UZUNTAŞ
Medeni' Avrupa Gerçekten Medeni-mi?
22.09.2015 11:32

 Medeni' Avrupa Gerçekten  Medenimi?

Avrupa'nın Ne Kadar Medeni olduğunu anlatarak yıllarca beynimiz yıkadılar. Hep Avrupa'yı aydın çağdaş ve medeni göstererek Türk'ü küçültmeye çalıştılar. Aslında geçmiş tarih bunun tam tersini söylüyor. Avrupa medeniyeti biz Türklerden öğrenerek tekrar bize kakalamaya çalıştı. Başardı da. Yıllarca bizler Avrupa deyince bi halt varmış zannediyorduk. Avrupa'yı hayal bile edemiyorduk. Aslında gerçekler hiçte öyle değil. Medeni Avrupa'nın ne kadar medeni olduğunu tarih sayfalarından biraz anlatmak istiyorum. 

Yılda bir sefer banyo yapıyorlardı..!

 Biz Türkler binlerce yıl önce hanlar hamamlar yaparak tüm insanlığa hizmet verirken, bakın medeni diye bize yutturdukları Avrupa senede bir kez banyo yapabiliyorlardı.

İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu. Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın' (Don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir. 

Yemekler günlerce kazanda kaynıyordu..!

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. 'Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük' (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur.

 Domatesi tam 400 yıl zehirli diye yemediler..! 

Bazen domuz eti buluyorlar, o zaman çok seviniyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna 'yağ çiğnemek' (chew the fat) adı veriliyordu. Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu.

 Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için, içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında 'tabak ağzı' (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu. Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.

 Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor, aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna 'uyanma' nöbeti deniyordu. 

Tabutlara zil bağlıyorladı..!

İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti (graveyard shift) denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur (saved by the bell) bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer) olurdu. 

Banyo yapmak yasaklanmıştı..! 

Ortaçağ'da Avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı. Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı. Kirlilik adeti Amerika'ya da bulaşmış, Pennsylvania ve Virginia eyaletlerinde ''banyo yapmayı yasaklayan'' ya da belirli kısıtlamalar getiren kanunlar çıkarılmıştı. Philadelphia' da ise kanunla bir ay içinde birden fazla banyo yapan insanlar cezaevine gönderiliyordu.

 Tuvaletle 17. yüzyılda Türkler sayesinde tanıştılar. 

Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa'da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü. Fransa krallarından 14.Louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü. 1600'lerde İstanbul'a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya'yaki bir konağa gönderilmişti. 19. yüzyıla gelindiğinde, kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim'e taşınmalarına izin verilmişti. 

İlim ve Bilimi de Türklerden öğrendiler 

Tuvaleti - banyoyu bilmeyen , Medeni dediğimiz Avrupa ilimi - bilimi de Türk ve İslam Alimlerinden öğrenerek tekrar bize satmışlar. Tıp,Fizik, Matematik gibi dallarda dünyaya hizmet verenlerin bazıları şöyle; 

Pasteur önce Mikrobu , 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamıları,1067 yılında Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimleri, Ali Kuşçu : ( ? – 1474 ) Ünlü Bir Türk astronomi ve matematik bilgini, ( 11 yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını yapan bilim adamaları,1051 yılında Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı, ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamları.

Kristof colomb’un Keşfinden 500 sene önce

 Amerika kıtasının varlığını Kristof Colomb’un Keşfinden 500 sene önce bildir bilim adamaları, Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler.

805 yıllarda  Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası yine bizleri.. Maddenin en Küçük parçası atomun parçalana bileciğini bundan 1200 sene önce söyleyenler bizleriz.

Fatih Sultan Mehmet : ( 1432 – 1481 ) İstanbul'u feth eden ve Havan topunu icad eden yivli topları döktüren padişahtır.Fatihin kendi icadı olan ve adı “şahi” olan topların ağırlığı 17 ton ve bakırdan dökülmüş olup 1.5 ton ağırlığındaki mermileri 1 km ileriye atabiliyordu bu topları 100 öküz ve 700 asker ancak çekebiliyordu..

Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin

873  yıllarında  Göz doktorlarına öncülük yapan bilginler, Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman doktorlar.

888 yıllarında , Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alimler bizlerden.

1100 yılarında  torna tezgahı yapan bilginler,İbni Türk : ( 9 yüzyıl ) Cebirin temelini atan islam bilgini. Lagarî Hasan Çelebi : ( 17 yüzyıl ) Füzeciliğin atası, osmanlılarda ilk defa füze ile uçan bilgin.Günümüzden 1000 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklayan bizim alimlerimiz.

Mimar Sinan : ( 1489 – 1588 ) Seviyesine bugün dahi ulaşılamayan dahi mimar. Mimar Sinan tam manası ile bir sanat dahisidir.

 9 yüzyıl  Dünyanın Çevresini ölçen yine bizleriz.

Piri Reis : ( 1465 – 1554 ) 400 sene önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizen büyük coğrafyacı. Amerika kıtasının varlığını kristof kolomb ‘dan önce bilen ünlü denizci.

1000 sene önce ilk çağdaş ameliyatı yapan böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ve ilk böbrek ameliyatını gerçekleştiren bilim adamı..vs..vs...

 Verdiğim örnekler yüzlerce binlerce örneklerden sadece bir kaçı.  Yani biz Türkler ve İslam Alimleri, bu gün çok basit gibi görünen teknolojinin  temellerini yüz yıllar ve hatta binlerce yıl önce icad ederek insanlığın hizmetine sunmuşuz. Medeni diye yutturulan Avrupa bizden öğrendiği ilim- bilim ve medeniyetin ambalajını allayıp pullayıp bize yutturmuş ve bizde yıllarca bir güzel yutmuşuz....

  Neyse...

İşte bu Medeni Avrupa ! şimdi bizim büyümemizi  , tarih öncesi gücümüzü kazanacağımız bizden iyi bildiği için, her türlü dümen ,yalan -  iftira ile ve de içimizden satın aldığı hainlerle Türkiye Cumhuriyetini yok etmek, olmaz ise ufaltmak , oda olmaz ise kaos ile parçalamak için var gücü ile çalışıyor.

 Bundan da anlaşılıyor-ki, Avrupa'nın bırakın medeniyeti, iki yüzlü, iftira ve kaosdan beslenen bir kültüre sahip olduğu geçmiş tarih boyunca olduğu gibi bu günde hala aynı kültürü yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyor. Türkiye gerçekten büyük ülke. Onun içinde gelecek Dünya lideri Türkiye olacaktır. Hiç kimsenin şüphesi olması.

 Kurban Bayramınızı kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim. 

Saygılar Bizden...

 

Bu yazı toplam 1988 defa okunmuştur
Alinti
aa bb
Değerli yorumcumuz, her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte; hakaret, küfür, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki yorumları yayınlayamıyoruz. Kriterlerimize uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz...
09 Ekim 2015 Cuma 00:09
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
YAZARLAR
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
POSTA LİSTESİ